PILONIDAL SINUS KIL DONMESI TEDAVISI

KIL DÖNMESİ(PİLONİDAL SİNÜS; KİST DERMOİD SAKRAL)

Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumunda cilt altına geçip yara, apse ve fistül oluşturmasıdır. Pilonidal sinüs (kıl dönmesi) genellikle kuyruk sokumunda görülen, infeksiyon, apse ve/veya deriye açılma (sinüs) ile karakterize bir hastalıktır. Oluşan delikten dökülen kıllar ve diğer yabancı cisimler girerek birikir. Doku içine giren bu yabancı cisimler vücut tarafından bir zarla kapatılarak sinüs haline getirilir. Tedavide bu sinüs veya içeriğinin alınması esastır.
Daha çok erkeklerde görülen kıl dönmesi hastalığı bayanlarda erkeklere nazaran onda bir oranında daha az görülür. Şişman bireylerde görülmesi ve tekrar etmesi zayıf bireylere göre daha fazladır.Yaşla birlikte artan kıl dönmesi 15-25 yaş arası bireylerde de görülebilmektedir.
Kıl dönmesinin belirtileri.
Anüs veya kuyruk sokumunda meydana gelen kaşınmalar,
Yine anüs veya kuyruk sokumunda meydana gelen şiddetli, keskin ve yüzeysel ağrılar,
Ele gelen derin çökeltiler veya yüksek kabartılar(Bu yapılara bastırınca acı verecektir)
İç çamaşırınızda göreceğiniz akıntı lekeleri,

Ameliyatsız Yöntemler

Pilonidal sinüs Kıl dönmesi için son yıllarda en çok tercih edilen tedavi yöntemleridir. Bunun nedeni cerrahi tedavi yöntemlerinin uygulanabilmesi için narkoz ve yataklı tedavi kurumuna gereksinim duyulması ve cerrahi yöntemlerden sonra uzun bir süre iş gücü kaybı yaşanmasıdır. Bu işgücü kaybı ortalama 6-8 hafta arasında değişmektedir. Ayrıca belirli bir süre zorunlu olarak yüzüstü yatma pozisyonu gerekliliği ve tekrarlama olasılıkları da fazladır. Son zamanlarda hastalar zorunlu olarak cerrahi dışı (ameliyatsız) tedavilere yöneltmiştir.
Ameliyatsız Tedavinin Uygulama Şekli:
Vücudun diğer taraflarından dökülmüş ve kuyruk sokumunda toplanarak, burada nedeni belli olmayan bir şekilde oluşan sinüs ağzından cildi penetre edip(delip) cilt altında toplanmış -yumak yapmış- kıllar geniş olarak ince uçlu aletlerle çıkartılır. Eğer varsa apse odakları boşaltılır, birbirine yakın delikler birleştirilir. Bu yumak yapmış kılların çıkartılmasıyla cilt altında belli bir boşluk oluşur. Bu boşluğun içi iltihabi-kalınlaşmış duvar dokusunu tamamen ortadan kaldırabilmek amacıyla kürete edilir. Temizlendikten sonra deliklerden içeriye bazı kimyasal debridmanlar ve antibakteriyel ajanlar verilir. Bunların en önemlisi Fenol ve %20′lik Gümüş Nitrat’tır. Tüm bu işlemler sadece 2-3 ml’lik bir lokal anestezi altında yapılır.

Pilonidal Sinüs Kıl Dönmesi Cerrahi yöntemler

Açık bırakma Marsuplizasyon tekniği
Yarı kapama tekniği
Tam kapalı-pansumansız- teknik
Fleple (deri kaydırma ile) onarım teknikleri
Açık Bırakma Marsuplizasyon Tekniği:
– Cerrah açısından kolay bir tekniktir.Kuyruk sokumundaki deliklerin olduğu bölge tümüyle çıkartılır, yara dudakları çıkarılan alana yaklaştırılır ama tam kapatılmaz. Pansuman malzemeleri ile yara doldurularak kapatılır.
– Hasta en fazla gün aşırı aralıklarla pansumana çağrılır.
– Ameliyat sonrası oldukça ağrılıdır ve bazen yaranın kapanması ve pansumanlar 3-4 ay kadar sürebilir, kötü kokulu akıntı olabilir.
– Kötü bir yara izi bırakır.
– Doktor tarafından hasta yakinen ve iyi izlenirse nüks oranı düşüktür (%7 kadar),
– Ancak söylenildiği gibi yara iyileşmesi geç olduğu için hastanın sosyal hayatını ve çalışmasını olumsuz etkiler.
– Bu nedenle yoğun infeksiyon (iltihap) veya apse olduğu zaman tercih edilen bir yöntemdir.
– Ameliyat sonrası kanama ve akıntı olabilir,
– Özel yatış pozisyonu gerektirebilir.Hasta ilk bir hafta veya 10 gün içerisinde duş yapamayabilir.
Yarı Kapama Tekniği:
– Hastalıklı bölge elips şeklinde çıkartıldıktan sonra yara alttan ve üstten cilt dikişleri ile dikilerek kısmen kapatılır,arada açık kalan kısım pansuman malzemeleri ile kapatılır
– Ameliyat sonrası ağrılıdır, zorunlu yatış pozisyonu gerektirir.
– Hasta günaşırı pansumanlara çağrılır. Burada da hasta iyi ve titiz bir şekilde takip edilmek zorundadır.
– Pansumanlar ve dolayısı ile iş gücü kaybı uzun sürebilir.
– Hasta belli bir süre duş ve banyo yapamaz.
– Ciddi izlendiğinde nüks oranları düşüktür (%10 kadar)
Tam kapalı (pansumansız) Teknik:
– Kıl dönmesinin olduğu bölge çıkartıldıktan sonra kesi katları karşılıklı olarak kat kat dikilir. En son ciltte tamamen dikilerek kapatılır,yara pansumanla kapatılır,ancak bir-iki gün sonra pansuman çıkartılır,yara açık bırakılır.
– Ağrılıdır,özel yatış pozisyonu gereklidir.
– Yara izi olur (kabul edilebilir düzeydedir).
– Ameliyat sonrası vakum aleti konmazsa kanama ve enfeksiyon riski
– Her şeye rağmen infekte olarak dikişler ve yaranın açılma riski vardır (%12)
– Yara açılırsa iyileşme ve işe dönüş gecikebilir.
– Hasta belli bir süre duş ve banyo yapamaz.
-Titiz bir şekilde takip edilmesi gerekir, zira nüks oranı oldukça yüksektir (%25-30).
Fleple (Deri Kaydırma ile) Onarım Teknikleri:
– Son yıllarda çok cazip hale gelip, oldukça fazla sayıda uygulanmaya başlamışlardır. Değişik şekilleri vardır; “Limberg, Rhomboid, KarydakisFlep” , Z Plasti veya Clift Lift gibi.
– Ameliyat sırasında sorunlu bölge etrafındaki sağlam cilde kadar baklava dilimi gibi veya eşkenar dörtgen şeklinde kemiğe kadar çıkartıldıktan sonra oluşan boşluk vücudun oraya yakın bölümlerinden getirilen sağlam cilt,cilt altı ve kasın zarını içeren dil şeklinde kökü vücuda bağlı bir parça ile kapatılır. Böylece hem o bölgedeki oluk ortadan kaldırılmış, hem de yara kenarındaki kılların yönü değişmiş olduğu için yara iyileşme sürecinde kılların olumsuz etkisi önlenmiş olur.
– Flep yöntemleri gerginliği ortadan kaldırdıkları için diğer cerrahi yöntemlere göre yara iyileşmesi daha iyidir ve ameliyat sonrası ağrı daha azdır,ancak ameliyat süresi daha uzundur.
– Ancak birkaç kez infeksiyon ve apse geçirmiş , komplike hale gelmiş geniş kıl kistlerinde çok geniş bir alan çıkartılması gerektiğinden geride kalan açıklık büyük olacağı için böyle bir yöntemin uygulanması zorunlu hale gelecektir.
– Ancak sebep olduğu iş gücü kaybı kapalı yönteme göre daha fazla olacaktır.(4-6 hafta)
– 10-12 cm uzunluğunda büyük bir “Z” harfi şeklinde abartılı bir yara izine sebep olurlar
– En büyük üstünlüğü ; tekrarlama olasılığı diğer ameliyatlara oranla daha azdır.(%7)
-Tüm cerrahi yöntemler narkoz ve yataklı tedavi kurumu gerektirirler